Yenigün Gazetesi Ferda Uslu’nun Başarı Hikayesini Yazdı

Yenigün Gazetesi Ferda Uslu’nun Başarı Hikayesini Yazdı

22/06/2020 0 Yazar: Fermente Mutfağım

Fermente Mutfağım, el yapımı organik ve fermente ürünleriyle Türkiye’de tek olma özelliğine sahip. Fermente Mutfağımda sirkeden ekşi mayaya, sabundan güneş kremine her üründe organik malzemeler kullanılıyor. Turşunun 100 gramında 650 milyon probiyotik (yararlı bakteri) bakteri bulunuyor.

Yeni Gün Gazetesi olarak Fermente Mutfağım ʼın Modadaki mağazasına konuk olduk.
Fermente Mutfağımın kurucusu ve Genel Müdürü Ferda Uslu, gazetemize verdiği özel röportajda şunları söyledi: “Daha önce başka sektörlerde de girişimciliğim oldu. Hayatım boyunca çalıştım.
Bazısı evde bazısı dışarda birçok girişimciliğim oldu. Hepsi çok farklı sektörlerdi. Bundan dolayı çok farklı iş deneyimlerim oldu. Ama mutfakta çok kabiliyetliydim. Her zaman mutfakta el becerilerim çok iyiydi. Mutfağın bir tekniği vardır. Yani mutfağın mantığını anladığınız zaman bir şeyleri doğru orantılı karıştırarak bir şeylere ulaşabiliyorsunuz.
Fermente mutfağı da zaten bir mutfak. Yani Bir evin mutfağında üretilmiş ürünlerin ticarileşmiş hali. Bir evin mutfağında üretilen ürünlerin tamamı kendim için ürettiğim ürünler ilk başta. Ürettiğim ürünleri ilk başta internette blog sayfamda yayınlamaya başladım. Yaptığım her şey, benim kendi formüllerim. Okuyorum araştırıyorum. Zaten Türkiye’de fermantasyon ile ilgili hiç bir kaynak yok. Benim İngilizcem yok. Ama yurt dışından çeviriler aracılığıyla bazı şeyleri okuyorum araştırıyorum. Bir şey bulsam bundan bana uygun olan şekliyle formül oluşturuyorum. Kremdir, turşudur vs. hepsi bana özeldir. Burada yüze yakın ürün var. Tamamı kendi oluşturduğum ürünler. Sonrasında ise Fermente Mutfağım oldu.”

“HAYATIMI DEĞİŞTİRMEM GEREKTİĞİNİ ANLADIM”
Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yeme alışkanlığını değiştirdiğini, fermente ürünlere yöneldiğini ve Fermente Mutfağım ʼın bu süreç içinde kurulduğunu belirten Uslu, şöyle devam etti:
“42 yaşıma kadar olan hayatımda çocukluktan itibaren alerji, akut böbrek yetmezliği, obezite, insülin direnci gibi bir sürü birbirine bağlı hastalıklar yaşadım. Sürekli ilaç kullanıyordum. Bir noktadan sonra ilaca karşı alerjik reaksiyon oluştu ve böbrek yetmezliği yaşadım. Bir buçuk ay Cerrahpaşa Hastanesi’nde yattım. 15 gün diyalize bağlandım. Bu bir buçuk ay boyunca bana her gün kan tahlili yapıldı. Fakat bana tanı konulamıyordu. Sonuçta bir ilaca karşı böbreğimin reaksiyon gösterdiği anlaşıldı. Çok zorlu günler geçirdim. Bu dönemden sonra hayatımda mümkün olduğunca az ilaç kullanmam gerektiğini anladım. İlaçların hayatımda olmaması gerektiğini anladım. Ayrıca o dönemde 105 kiloydum ve bel fıtığı rahatsızlığımda vardı. Bel fıtığı ameliyatı olmuştum. Bel fıtığı yüzünden de çok sıkıntılar yaşadım. Hayatımı değiştirmem gerektiğini anladım. Peki ne yapacağım dedim kendi kendime. İlk başta kilo vermem gerekliydi. Hayatım boyunca birçok diyet yaptım. Bu konuda birçok kitap okudum. Bütün kitaplarda mantık aynıydı. Kitaplarda bir insanın kendi genlerine, kendi yaratılışına, kendi bünyesine uygun beslenmesi gerektiği anlatılıyordu. Geçmişte yaşamış insanların hayatında un var mıydı? Varsa bu un muydu? Şeker var mıydı? Ne vardı? Bunlara bakmak lazımdı, onlara baktım. Her şey çok doğal, çok az miktarda ve gerçek malzemelerle yapıldığında sağlıklı olabileceğini fark ettim. Bunun üzerine her şeyimi değiştirdim. Tencere, tava, sabun, deterjan ne varsa attım. Sadece mutfaktakileri değil her şeyi attım. Ama yerine ne koyacaktım. Çünkü her şey o kadar sağlıksız ki. İlk yaptığım ürün sirkedir. Turşu yapımına başladım. Sabunları araştırdım. 2015 yılında gerçek sabun yoktu Türkiye’de. Sabun nasıl yapıldığı konusunda kaynak yoktu Türkiye’de. Araştırdım en sonunda bir formül buldum ve oradan kendi formülümü oluşturdum. Mesela yazın sivrisineklere karşı ne yapmak gerekliydi. Araştırdım. Uçucu yağlardan doğru orantılı bir şeyleri karıştırıp vücudunuza sıktığınız zaman hem cildiniz nemleniyor hem de sivrisinekleri uzaklaştırıyorsunuz kendinizden. Yani sirke, turşu, un, ekşi maya, sabun, krem, deodorant, deterjan vs. Fermente Mutfağım ʼda ne varsa bu şekilde ihtiyaç oldukça ortaya çıktı. Elime krem mi süreceğim, kantaron yağı yaptım. Yazın güneşlenmek için krem lazımdı güneş kremi yaptık. Kantaron, lavanta, hindistan cevizi, balmumu yağı gibi cilde faydalı birçok yağın doğru formülü yapılarak kremlerimizi oluşturduk. Yani her şeyi fermente yapabileceğimi öğrendim. Fermente ürünlerin her biri birer iyileştirici, yani insan sağlığına faydalıdır. “

“TURŞUDA 650 MİLYON PROBİYOTİK”
Fermente Mutfağımda turşunun probiyotik (yararlı bakteri) olduğunu belirten Ferda Uslu, “Laboratuvar sonuçlarına göre turşumuzun 100 gramında 650milyon probiyotik bakteri bulunmaktadır. Bu açıdan turşumuz Türkiye’de tektir.
Biz probiyotik bakterinin çoğalmasını durdurmuyoruz. İçine katkı maddesi koymuyoruz.
Probiyotik turşu yapmanın kuralları var. Bir turşunun probiyotik olması için içerisine sirke konulmaması gerekiyor.
Mesela lahana turşunun içinde sadece kaya tuzu ve lahana olması gerekir. Ayrıca pastörize edilmemesi gerekir. Marketlerdeki turşular pastörizedir, probiyotik değildir.
Ayrıca ürünlerimiz organik ürün sertifikalı. Organik ürün sertifikası almak kolay değil. Bütün ürünlerimiz Tarım Bakanlığı’nın denetiminden geçiyor.
Ürünlerin içerisinde en ufak bir zirai ilaç kalıntısı bulunursa organik ürün sertifikası iptal olur.
Sertifika aldık, ürünlerimizi geliştirdik, AR-Ge yönetmeliklerini yaptık. Yani her şeyi zamanla ufak ufak oturttuk” dedi.

“İLK ÜRETİMİM EVDE BAŞLADI”
Fermantasyonun bir teknik olduğunu ifade eden Uslu, “Fermantasyon dünyanın en eski gıda koruma tekniğidir. Fermente ürünler sayesinde ilk bir buçuk yılda migrenim, obezitem, alerjim düzeldi, insülin direncim azaldı. Şu an şeker ve tansiyonum yok. Yani bütün rahatsızlıklarım düzeldi. Beslenmemi mümkün olduğunca kendi mutfağımdan yaptım. İlk üretimim evde başladı. Sonra da ürünlerimi bloğumda paylaştım. Neyi neden yaptığımı, nasıl yaptığımı bloğumda anlattım. İnsanlar
çok ilgi gösterdiler. İnsanlar bunlarla uğraşmanın zor olduğunu söylediler. Siz zaten çok uğraşıyorsunuz, bize de ürün gönderin dediler. İlk başlarda az miktarlarda ürün gönderiyordum.
Ancak gönderdiğim ürünlerin miktarı artınca bu iş için kendi mutfağımın yeterli olmayacağını anladım. Bu işin hangi boyutlara ulaşacağını anladım. Fermente ürünleri yapmaya başlamamdan 8 ay sonra Moda’da dükkanımı açtım. İlk atölyemi ise Samandıraʼda kurdum. Atölyede o zaman 4 personelim vardı. Şu an fabrikada 30 personelim var. Yüzlerce ürünümüz var. Bütün ürünlerimizin hammaddesinin yerli olmasına çok dikkat ediyoruz ama bazı yağları yurt dışından alıyoruz sadece.
Ürünlerimizde hammaddenin yüksek kalitede olmasına çok dikkat ediyoruz.
Kendim kullanmadığım hiçbir şeyi müşterilerime sunmuyorum. Kendi kullandığım ürünleri müşterilerime sunuyorum.
Bugüne kadar hep böyle oldu ”diye konuştu.

“HER ŞEY ELLE ÜRETİLİYOR”
Ferda Uslu, ürünlerin yapış süreci hakkında şunları söyledi: “Fabrikamızda her şey elle üretiliyor. Her şey geleneksel usullerle yapıldığı için her şey elle üretimdir. Yani bunu makineleştiremezsiniz.
Benim ana çıkış noktam bu. Yani endüstriyel üretim değil, elle üretim. Sabun, sirke, turşu vs. için
elle üretim yeterlidir. Sağlık için ana unsur budur. Ben kendi sağlığımı düzeltirken bu yolu izledim. Fermente Mutfağım olarak yemediğimiz hiçbir şeyi cildimize sürmüyoruz. Fermente olan ürünlerimiz Almanların ilaç sanayinde kullandığı, benim özel olarak sadece bu iş için yaptırdığım ve
Türkiye’de benzeri olmayan 316 dediğimiz paslanmaz çelik kazanlarda üretiliyor. Çok küçük bir yatırımla başladım. Hiçbir destek almadım. 5 yıl önce evden başladım şimdi ise fabrikada üretim yapıyoruz. Toplam 4 kategoride üretim yapıyoruz.
sabun, kozmetik, temizlik ve gıda. Her kategorinin kendine özgü üretim koşulları ve bu koşullara hakim uzmanları var. Örneğin kozmetiğin kendi yönetmenliği, kendi kimyagerleri, uyulması gereken kuralları var. O kurallara göre üretim yapılıyor. Arka planda sürekli analizler yapılıyor. Ürünümüzün üstünde yazan her şey laf olsun diye yazılmıyor. Bu özellikleri ispatlamadan ürünün üzerine yazamazsınız. Ürün glütensiz diyorsanız bunu analiz yaptırarak ispatlamanız gerekir. Gıda derken fonksiyonel gıdadan bahsediyorum. Fonksiyonel gıdanın hem sağlığa faydası ver hem de işlevi çok. Bazen müşterilerimizin İstediği türde ürünler de yapıyoruz. Müşterilerimiz piyasada güvenemedikleri bazı ürünleri yapmamızı istiyor bizden. O üründe istek çok olursa biz de yapıyoruz.”

TÜRKİYE’NİN İLK YENİLEBİLİR YUMUŞATICISI
Ürünlerinin zamanla kulaktan kulağa yayıldığını belirten Uslu, “Ürünlerimi reklam yaparak halka duyurmadım. Ürünlerimi kullananların beğenisi ve bu beğenilerini çevrelerine Duyurmaları sonucunda zamanla insanlar ürünlerimden haberdar oldular. Ürünlerim çok iyidir. Ürünlerimizin içinde katkı maddesi yok. Ürünlerim en fazla 3-4 malzemeyi geçmez. Şu an bir yumuşatıcımız var. Türkiye’de yenilebilir malzemeden oluşan ilk yumuşatıcı olma özelliğini taşımaktadır. Kendi içtiğimiz organik sirkeden ürettik. İçerisinde koku yok, parfüm yok, boya yok. Sadece uçucu yağlarla içerisine
koku veriyorum. Yine sirkeden fermente temizleyici yaptık. Her şeyi elle yapıyoruz” dedi.

“FERMENTE MUTFAĞIMʼIN SİRKESİNİN BİR MUADİLİ YOK”
Fermente üretimin kendine özgü özellikleri olduğunu vurgulayan Ferda Uslu, şöyle devam etti: “Fermente ürünler kek yapmak, çorba yapmak gibi değildir. Fermente üründe sağlığa
faydalı bakteri üretiyorsunuz. Ama bunun koşulları var. Bu koşulları titizlikle yerine getirirseniz üründen sonuç alırsınız. Aksi takdirde ürünü 1-2 ay beklersiniz ve ürün çöpe gider. Yani
bunları insanlara öğretmekle bir şey kaybetmezsiniz. En çok kadınlar ürünlerimize ilgi gösteriyor ama erkekler de ürünlerimizin yapılışını merak ediyor.
En çok rağbet gören ürünümüz sirke. Fermente Mutfağımʼın sirkesinin muadili yok Türkiye’de.
Kadınlar cilt toniği, kantaron kremi, çam katranı sabunu, güneş kremine çok ilgi gösteriyor. Ayrıca ben ürünlerimi ticarileştirdim diye halka anlatmayı kesmedim. Mesela ekşi maya satıyorum, ekmek tarifi veriyorum. Sirke satıyorum, sirke tarifi veriyorum. Yani hem satıyorum hem de nasıl yapıldığını anlatıyorum. Bilgilerimi saklamıyorum. İnsanlar ürünlerimin nasıl yapıldığını görsünler, öğrensinler. İsteyenler evlerinde yapabilirler. Şeffaf olmak benim baş ilkelerimden bir tanesidir. Önümüzdeki dönemde ihracata yöneleceğiz. Ürünlerimizin dünyada birçok eve girmesini istiyorum.”