İnsanlık tarihi kadar eski olan fermantasyon aslında bir değişim sanatıdır. Gıdanın değişip zenginleştiği sürecin ismidir. Elma olarak atılan kazandan, aylar sonra sirke olarak çıkmanın hikayesidir. Bu süreç lahanayı turşuya, elmayı sirkeye, sütü peynire, mayayı kabarık bir ekmeğe dönüştürür. Fermantasyon zaman, ısı, nem gibi doğru bileşenlerin bir araya gelmesiyle başlar. İyi mikrop ve bakterilerin ortamda bulunan karbonhidratı (şekeri) tüketilerek (bu sebze ve meyvenin şekeridir) organik asitlere dönüştürüldüğü, dönüşüm esnasında pek çok yararlı vitamin, mineral ve enzimin de sürece dahil olduğu büyülü, yabani ve geleneksel bir tekniktir.
Neden Fermantasyon?
Gıdaları pişirme işlemi, onlara lezzet katarken, besin değerlerini kaybetmelerine neden olur. Gıdanın besin değerini ve lezzetini arttırmanın bilinen en etkili yöntemi ise fermantasyondur. Ayrıca doğal koruyucu görevi yapar ve gıdanın raf ömrünü uzatır.
Fermente besinler, bağırsaklara bir dizi faydalı bakteri sunarak sindirim sağlığını düzenler. Besin değerleri çok yüksektir, ancak fermantasyonun gıdaya kattığı zenginlik bununla sınırlı değildir. Diğer besinlerin içerdiği vitaminlerin emilimini arttırarak, yediklerimizi daha besleyici yapmaya da yararlar.
Pastörize edilmemiş fermente besinler çiğdir ve yaşayan gıdalardır. Fermantasyon yöntemiyle hazırlanan probiyotik turşu, sirke ya da kombucha gibi gıdalar içerisinde, canlı faydalı bakteri ve mikroplar (probiyotikler), sentezlenmiş vitaminler, enzimler, organik yağ asitleri, mineraller, sindirilebilir lifler (*prebiyotikler) bulundururlar.
Fermente gıdaların temel görevi sindirim sistemini düzene sokmasıdır. Sindirim sistemi vücudun diğer bütün sistemlerini çok yakından etkiler. Sinirler, kemikler, dolaşım, üreme, ve beyin gibi, diğer sistemlerin iyi çalışması sindirim sistemine bağlıdır.
Fermente edilmiş gıdalar bize ne sağlar?
• Sindirimi artırır ve düzene sokar,
• Vitaminleri ve esansiyel yağ asitlerinin emilimini arttırdıkları için, yediğimiz diğer gıdaların da besin değerlerini çoğaltırlar,
• Proteinleri ve amino asitleri aktive eder,
• Bağırsak florasını yeniden dengeler,
• Cildi temizlemeye yardımcı olur,
• Yüksek miktarda vitamin ve değerli enzim içerirler.

Rafine edilmiş ve işlenmiş gıdalar yerine, fermente gıdaları düzenli tüketmek bunlara çok iyi gelir;

• Genel sağlık
• Kabızlık
• IBS
• Egzama, sedef hastalığı ve akne gibi cilt sorunları
• Candidanın aşırı büyümesi
• ADD ve otizm
• Yiyeceklerden veya çevreden alerjiler
• Kontrolsüz kilo alımı
• Kontrolsüz kilo kaybı
• Ruh hali

İçinizde yaşayan mikrop dünyasına “merhaba” deyin
İnsan vücudunda bulunan hücre sayısının 10 katı kadar içimizde mikrop ve bakterilerden oluşan bir mikrop dünyası vardır. Sindirimimizden, beyin sağlığımıza, iştahımızdan ne yiyeceğimize karar vermemize, gece gördüğümüz rüyalardan, ruh halimize kadar üzerimizde çok büyük etkileri olan bu mikro dünyayla ne kadar erken tanışırsak bizim için o kadar iyi olacaktır.
Mikro dünyamızın bize olan olumlu ya da olumsuz etkileri, o dünyaya iyilerin mi yoksa kötülerin mi hakim olduğuna bağlıdır.
İyileri çoğaltıp kötüleri, azaltmak ise tamamen bize bağlıdır. Tek yapmamız gerek kötüleri beslemek yerine iyileri beslemektir.
Kötücül zararlı mikrop ve bakteriler neyle beslenirler?
Şeker yani basit karbonhidrat onların tek besinidir. Canınız neden sürekli tatlı istiyor olabilir, hiç düşündünüz mü?
İyiler yani Probiyotikler neyle beslenir? Sindirilebilir liflerle (prebiyotik) Fermente edilmiş gıdalarda çok yüksek oranda bulunur. Ayrıma tüm sebze ve meyvelerde vardır.
Mikro dünyanın iyi ve kötü dengesi nasıl bozulur?
İyileri çoğaltmak için gereken şey, sadece beslemek değildir.
Zirai ilaç kalıntıları, vücudumuza çeşitli yollarla giren toksinler, kullandığımız ilaçlardan gelen zehirler, ayrıca koruyucu ve katkı maddeleri de iyi dostlarımıza zarar vererek azalmalarına ve yok olmalarına yardımcı olur. Her zaman iyilerin azalması, kötülerin çoğalması anlamına gelir.
Mikro dünyamıza kötü mikroplar hakim olduğunda ne olur?
• Sindirimimiz sekteye uğrar ve bozulur,
• Geçirgen bağırsak sendromu başlar,
• Gıda intöleransları ve alerjiler sahneye çıkar,
• Mide ve hazım problemleri baş gösterir,
• Ciltte ve saçta da gözle görülür problemler yaşanır,
• Vitaminleri sentezlemek bağırsaklardaki probiyotiklerin işidir.
• İyiler azalmış ya da kaybolmuşsa, gıdaların içerdiği vitaminleri sentezleyemeyiz, ve emilimi gerçekleşmeden vücuttan atılırlar.
• Bu noktada dışarıdan alınan vitamin takviyeleri hiçbir işe yaramaz.
• Vitamin eksikliğine bağlı olarak da bağışıklık düşerken, hastalık riskleri artar.
Mikro dünyamıza iyiler. (probiyotikler) hakim olursa ne olur?
Probiyotikler çoğalıp güçlendiklerinde, bölgelerine giren her türlü kötü mikrop ve bakteriyle savaşırlar. Bu savaşın amacı onların konaklayarak ortamda çoğalmalarını engellemek, bu imkanı onlara vermenden onları yok etmektir. Probiyotikler zararlı mikrop ve bakterilerle olan savaşlarında kendi salgıladıkları minik antibiyotikler kullanırlar. Ayrıca tüm konaklama yerlerini doldurup, zararlıların evlerini buralara kurmalarına engel olurlar. Bu bir salona girdiğinizde tüm sandalyelerin dolu olması gibidir, bu durumda ayakta fazla kalamaz ve salonu terk etmek zorunda kalırsınız. Probiyotikler de tam olarak bunu bir savaş ve caydırma stratejisi olarak kullanırlar.
Fermente edilmiş besinlerle içten ve dıştan beslenerek, iyiliğe giden kocaman bir adım atın.

Sevgilerimle
Ferda Uslu

Dip not:
*prebiyotik: Sindirilebilen liflerdir. Probiyotiklerin tek besin kaynağıdır.
*Probiyotik: Mide asidine dayanıklı olup burada ölmeden bağırsaklara kadar ulaşabilen faydalı mikrop ve bakteri kolonisidir. 50 derecenin üzerinde hayatta kalamazlar bu yüzden fermente edilmiş bir gıdanın besleyici değeri olması için pastörize edilmemiş, yani çiğ olması gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir